7 Nisan 2010 Çarşamba

O... ÇOCUKLARININ AĞZINDA BİR MUTLULUK ŞARKISI


Hayat kadınlarını filmlerden tanıdık çoğumuz. Aşk için beklerler, evlilik ve tertemiz bir hayat umudu için yanıp tutuşurlar ve sonunda yine mazileri önlerine hüsran yığardı. Hep umuda bağlı ama bir o kadar umutsuz bu kadınların kör talihine ağlar ve sadece onların gözünden bakardık perdeye. Ama bu defa O.. Çocukları’nın gözünden bakıyor ve bir daha düşünüyoruz bu dünyanın ardındaki gerçeği.

EVLİLİK İŞ YAŞAMINI BİTİRİYOR MU?


Türkiye’de kadınların çoğu evlendikten sonra çalışmıyor. Çoğu zaman aile ve eş baskısından kaynaklanan bu tablonun bir yüzü daha var. Baskı sonucu çalışmayan kadınlara karşılık, bunu tamamen kendi tercih edenlerin sayısı hiç de az değil.

KADININ KÜRTAJI KOCANIN İZNİNE BAĞLI?!

Kadına yönelik şiddet farklı şekillerde ve doğurduğu farklı sonuçlarla karşımıza çıkıyor. Eşi tarafından şiddet gören kadın hamile olabiliyor. Şiddet mağduru kadın bu hamileliği istemiyorsa, gebelik 10. haftasına kadar eşin de rızası ile sonlandırabiliyor. Peki, ya eşi rıza göstermiyorsa ne olacak?? Kadın boşanmak üzere olduğu eşinden olan ve üstelik istemediği bir çoçuğu dünyaya getirmek zorunda mı kalacak?

6 Nisan 2010 Salı

GENÇ KIZ ÜRÜN KATALOĞU (!)


Anne babalar kızlarını elleriyle “artist” yapıyor!

Televizyon ve sinema dünyasının genç kızlar üzerindeki dayanılmaz etkisini bilmeyenimiz yoktur. Vakti zamanında üzerine filmler çekilen bu konuyu geçtiğimiz günlerde yaşadığımız bir olayla tekrar hatırladık. “Sahte BBG evine 9 kız kapattılar” başlığı ile çıkan haberlerin aslını öğrenince meselenin daha da acı olduğunu gördük.

TÜRKİYE’DE BİR İLK!



İşte, töre ve namus cinayeti tehdidi altında olan, aile içi cinsel istismara uğrayan ve şiddet gören 18 yaşını doldurmuş genç kızların himaye edilmesi ve meslek sahibi olmalarına yardımcı olmak ve kendi başlarına yaşamlarını sürdürebilecek yetkinliğe kavuşmaları için çalışmalar yapan Genç Kız Sığınma Evi, “Yarının, başarılı iş kadınları olabilecek bu genç kızlarımıza, gelin hep birlikte sahip çıkalım” sloganıyla çalışıyor.

İŞTE, BİZİM KADINLARIMIZ...

“Ve kadınlar bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve kara sabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız şimdi ayın altında kağnıların ve hartuçların peşinde harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi aynı yürek ferahlığı, aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.” Nazım Hikmet Ran Ve savaşta, barışta yani hayatın her alanında yerini başarı ile almış; analığı, dişiliği bir yana başarıları ile hemcinslerinin yolunu açan kadınlar... 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde 6 başarılı Türk kadını portresini sizlerle paylaşıyoruz. Tüm kadınların günü kutlu, yolu açık olsun.

2 Nisan 2010 Cuma

HEPİMİZ SİNDRELLA MIYIZ, YOKSA?..

Kaç kadın gece 12.00’den sonra tek başına sokağa çıkmaya cesaret ediyor? Çıkabilenler neler yaşıyor? Çıkmak zorunda kalanlar başları önlerinde, hızlı adımlarla neyin telaşı ve korkusunu atmaya çalışıyorlar hızlı çarpan yüreklerinden...

Kadına karşı şiddet ev içi ve iş dışında sokaklarda da sürüyor. Sokaklar sadece geceleri değil gündüzleri de tehlikeli kadınlar için. Ama kadınların sokağa çıkma cesaretleri her geçen gün azalıyor ve kadın eve hapsoluyor.

Sadece laf atma ya da fiziksel cinsel taciz değil, kadın son dönemin kap-kaç, darp ve tecavüz mağduru... Hal böyle olunca kadın en güvenli olduğunu düşündüğü yerde, evinde oturuyor ve sokağa çıkmak onun için tehlikeden başka bir şeyi ifade etmiyor. Ancak birçok ev de kadın için sokak kadar tehlikeli bir hal aldı.

“BİR KADININ GECE VAKTİ SOKAKTA TEK BAŞINA NE İŞİ VAR?!”
Aile içi şiddet, kadının sağlık hakkı, iş yaşamında kadının yaşadığı sorunlar, seçme ve seçilme hakkının gerçek anlamda kullanımı, ekonomik haklar derken kadının yaşamın her alanında zorlu bir mücadele verdiğini gözlemliyoruz. Ancak giderek alışılagelen bir hale dönüşen “bir kadının akşam vakti tek başına sokakta ne işi var” öğretisi adeta başta ailedeki kadınlar tarafından yetişen kız çocuklarına empoze ediliyor ve belki de kadın kendince bir önlem alıyor. Ancak atlanan en önemli nokta tehlikeyi yaratan unsurların sokakta kadın olmasa da var olması. Önlemler alınmazsa eve kapanan kadın da güvende olmayacak ve kadın en önemli hakkı olan “yaşam hakkı”ndan sürekli feragat edecek.

8 MART GECESİ TÜNEL MEYDANINDA KADINLAR VARDI AMA...
Bu yıl, 6 Mart'ta Kadıköy'de yapılan 8 Mart mitingi ve 8 Mart Pazartesi akşamı, Taksim Meydanı'ndan Galatasaray'a kadar yapılan geleneksel feminist gece yürüyüşü, hiç olmadığı kadar coşkulu oldu. Özellikle kadınların gece vakti tünel meydanında hep birlikte dans ederek eğlenmesi bir çeşit “meydan okumaydı”. Tek başına ele alınamayan özgürlük toplu olarak bir geceliğine elde edildi. Toplu halde eğlenen kadın grubuna kimse rahatsızlık veremedi.

Ama bu sevindirici tören sadece bir günlüktü. Ertesi gece aynı yerde tek başına bir kadın yine koşturuyordu, kadın olduğunu topuğuna değil parmak ucuna basarak ve saçlarını montunun başlığına gizleyerek acilen çağırılan bir taksiyle örtpas etmekten başka çaresi de yoktu...

Tüm 8 Mart kutlamalarının yılın diğer günleri de ciddiye alınması dileklerimizle...

Yasemin Yılmaz Özcan
Bu gadget'ta bir hata oluştu