3 Temmuz 2013 Çarşamba

HAYAT NE GARİP ANNE!

Hayat ne garip gerçekten. Bu cümleyi anneme edeceğimi düşünmezdim. Bir klişenin kabuğunun içinde kıvrıldığımı görmeyi ummazdım ama oluyormuş. Hele ki kadınsan ve anneysen. Daha doğrusu anneliğe doğduysan.

Doğumun sadece anne ve bebek arasındaki o kutsal an'ıyla ilgili yüzlerce yazı okudum ve yazdım. Ama çok önemli bir başka ayrıntı ile ilgili çok fazla konuşulmadığını lohusalık hüznü denen meleti tadınca anladım. Anneliğe doğan kadın aynı zamanda kendi annesi ile olan ilişkisini de yeniden yaşıyor adeta. Annesi ile olan ilişkisinde aksayan, örselenmiş, eksik ne varsa leylekler doğum yapan kadının kapısına yığıveriyor onları.

Bir kadın için" onu dünyaya getiren kadın" doğum yaptığında daha da önem kazanıyor. Yanında olması, desteklemesi, dokunması hatta hatta işinize karışması bile muhtemel destekler arasında. Ama ya anne ile ilişkide kapanmamış yaralar varsa...

Anne olduğumda yüzleştiğim o sevgi fırtınasının yanında hayatımın merkezindeki konuyla yüzleşmem ve bunu iyileştirmem gerektiğini de anladım. Yıllarca annesine annelik etmiş, bir bakıma artık annesinden anne desteği almamaya kendini alıştırmış biri olarak bu koskoca boşluktan içim kan ağladı haftalarca. Yüreğim sızladı, acıdan öfkelendim, acıdan bağırdım, acıdan ağladım. Ama sonra geçti. Zehrim aktı. Yıkandı anneliğim.

"Bir kadın anne olduğunda annesini daha iyi anlıyor" cümlesinden çok daha öte söylediklerim. Bir kadın anne olduğunda annesinin kucağındaki güveni arıyor, annesinin omzuna elini koyuşunu arıyor. Bir kadın anne olduğunda annesinin kudretini arıyor içinde. Sonra onu buluyor ve rahatlıyor. O kudret bazen erken bulunuyor bazen zaman alıyor.

Bütün annelere ve onların annelerine gelsin...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu