Ana içeriğe atla

Kayıtlar

EMZİREN ANNENİN HASTALIKLA İMTİHANI

Lohusalık döneminde hem Yaren hem de ben çokça hastalandık. Ama hastalıklardan emzirdiğim için çok daha kolay kurtulduk. Bebeğin bakımı, ev işleri, stres faktörleri derken sarsılan annenin ağır hastalık zamanlarında emzirmesinin mümkün olamayacağına dair bazı hurafeler de doldu zaman zaman kulağıma. Gribin bebeğe geçer, emzirirsen bünyen zayıf düşer vb. parlak fikirler emzirmeye gönüllü olan yüreciğime dokundu zaman zaman. Anneyi bir an önce emzirme hayatından çekip kurtarmayı amaç edinmiş aile büyükleri ve yakın çevreye karşı motive edecek bir yazı hazırlamak şart oldu artık. Bebeğini emzirmek isteyen her anne emzirebilir. Çok nadir görülen fiziki sorunlar dışında bu mümkün. O kadar ki HIV virusu taşıyan annelerin bile bebeklerini emzirmelerinde bir sakınca olmadığını gösteren araştırmalar var ortada. Yani emziren annenin bebeğini memeden kesmesini gerektirecek ya da emzirmeye dönemsel bir ara vermesine neden olacak enfeksiyon ve ilaç kullanımı sayıyla gösterilecek kadar az. Antib...

“ANNELER VE ÇOCUKLAR” ATÖLYESİ

11 ve 12 Mayıs 2013 tarihlerinde Anneler Günü’ne özel  olarak gerçekleşecek olan ücretsiz “Anneler ve Çocuklar” atölyesi Pera Müzesi'nde. Anneler çocuklarıyla birlikte çuval bezi üzerine birbirlerinin profilden portre çizimlerini yaparak kağıtlardan kolajlar oluşturacaklar. Ayrıca çocuklar annelerine farklı malzemelerle özel kutlama kartları tasarlayacaklar. Diğer taraftan anneler, 8 Mayıs 2013 Çarşamba günü ziyarete açılacak “Manolo Valdés Resimler ve Heykeller” sergisinin yanı sıra “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar”, “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri” ile “Kütahya Çini ve Seramikleri” koleksiyon sergilerini de ücretsiz olarak gezebilecek. Detaylı bilgi almak ve rezervasyon yaptırmak için 0 212 334 99 00 (Dahili: 4) no.lu telefonu arayabilirsiniz ya da egitim@peramuzesi.org.tr adresine mail gönderebilirsiniz. Tarih: 11 ve 12 Mayıs 2013 Yaş Grubu: 4-12 yaş Saat: 14.00-16.00

HERKESİN HAKKINDA BİR FİKRİ OLAN SANAT DALI: ANNELİK

Anne olduğum ilk andan bugüne adeta kendimi bir savaşçı gibi hissediyorum. Kılıcım bilgim, miğferim sabrım oluyor... Yalnız kızımı korumak, sağlıkli ve mutlu büyümesi için yaptıklarım değil, kendi doğrularımı hayata geçirmek için çevreme karşı yürüttüğüm savaş sanırım en yorucu olanı. Başta yakın çevre olmak üzere herkes bebeğinizin bakımı hakkında sizin kafanızı karıştıracak ve sizi endişeden endişe gark edecek "değerli fikirleri"yle bildiklerinizi yok sayıyorlar. Nedense bebek bakımı konusunda herkes kendini profesör ilan etmiş. Üstelik bilgilerin çoğu batıl ya da yanlış. AMAN ÜŞÜMESİN Bizim toplumun en önde gelen olmazsa olmaz kuralı "aman üşümesin". Sokakta güneşin altında yüzlerce bebek görüyorum kat kat giydirilmekten yüzleri kıpkırmızı kesilmiş. "Ah yazık onlara" diye geçirirken içimden bir teyzenin bana "çocuk üşür" demesiyle beynim karıncalanıyor adeta. Nasıl üşür bir çocuk biz kısa kolluyla gezerken? Ayrı bir organizm...

BOŞANIRKEN, ÇOCUĞU KULLANMAYIN!

Boşanırken ya da kötüye giden evliliklerde sıkça tanık olduğumuz bir durum... Çocuğu koz olarak kullanma... “Çocuğunu göremezsin!”, “O benim çocuğum” gibi cümlelerle işler çığrından çıkıyor. Tabii bu arada çok önemli bir şey atlanıyor; çocuk! Birlikte yaşamaya alışık olduğu anne babasının ayrı yerlerde olduğuna mı üzülsün, yoksa kendisine canı gibi sevdiği annesinin ya da babasının kötülenmesine kulaklarını mı tıkasın?.. Eşlerden birinin ayrılığı kabullenemediği durumlarda daha çok yaşanıyor bu durum. Eşinin aynı zamanda çocuğunun annesi ya da babası olduğunu unutarak ve çocuğun nasıl bir durumun içine düştüğünü göremeyecek kadar körleşerek sürüp gidiyor, bu sağlıksız süreç. Anne babayı, baba da anneyi kötülüyor. Hatta sadece anne-baba değil, yakın akrabalar da taraf tribünlere çekmeye çalışıyorlar çocuğu... Çocuk çoğu zaman öyle baskılar görüyor ki; annesi ya da babası karşısına çıktığında boynuna atlamak yerine sırtını dönüyor... Bu durumda “paylaşılamayan çocuk” değil, çocuğu...

ANNELİĞİN TÜRKİYE GERÇEKLERİ

Oyuncu Yonca Cevher Yenel ile bebeğini kucağına aldıktan kısa bir süre sonra gerçekleştirdiğim bu sohbet pek çok annelik gerçeği hakkında bilgi veriyor. Anneler Günü'ne geri sayım başlamışken bir göz atın derim :) Hatırlarsınız, kısa bir süre önce Binbir Gece dizisinde erkek çocuğu olmadığı için ve kocası ile yaşadığı sorunlar nedeni ile depresyona girmiş bir kadını oynuyordu Yonca Cevher Yenel. “Füsun” yani Evliyaoğulları’nın hırslı gelini birçoğumuza ters gelse de “Kadının da aldatabileceği” gerçeği üzerine kurulu bir dönem yaşamış, sonra Kayseri’ye gönderilmişti kayınvalidesi tarafından... Ve işte geri döndü... Hem de daha sıcak, daha sevgi dolu bir Füsun olarak. Gerçekte diziden kısa bir süreliğine ayrılmıştı. Çünkü oğlu Alideniz ona hayatının başrolünü verdi. Yonca Cevher Yenel, anne olduktan kısa bir süre sonra tekrar ekranlara dönüşünü, hamilelik sürecini ve annelik yaşamını anlattı... -  Başarılı bir oyunculuk geçmişin var. Hem tiyatro hem televizyon oyunculuğu aynı za...

OYNADIĞI OYUN, MESLEĞİNİN HABERCİSİ

Doğru meslek seçimi nasıl yapılır? Anne-baba çocuğun mesleki seçimini etkiler mi? Çocuğu tanımak ve yeteneklerini görmek için nasıl bir yol izlemek gerekir? Genetik mirasımız mesleğimize etki eder mi? Tüm bu soruların cevabını Danışman Psikolog Ayşen Özagar verdi. “Çocuklar hangi dili konuşur?” diye merak ediyorsanız söyleyelim; “Çocuklar oyun dilini konuşur ve onları tanımak için bu dili iyi bilmek gerekir.” İşte o dili bilen ve çocukların yeteneklerinden zekalarına hatta genetik miraslarına kadar profilini ortaya çıkaran Ayşen Özagar ile ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir sohbet. - Zeka ve meslek seçimi üzerine çalışmaya nasıl karar verdiniz? Daha çok aile terapisi üzerine, ayrıca EMDR dediğimiz bir travma terapisi üzerine çalıştım. Birlikte çalıştığımız Ethem Kocabaş ise Türkiye’de doğumdan 7 y FARKLI OYUNCAKLAR SUNUN - Zeka ile yetenek alanları ve meslek seçimi arasındaki bağı açabilir misiniz? Türkiye’de kimse yetenekli olduğu ya da gerçekten kapasitesi olduğu alanda çal...

PREMATÜRE ANNESİ OLMAK

Yer: Hastane asansörü... Tarih: 6.3.2012 (doğumdan 1 gün sonra) Konu: "Bu kadın doğuma giderken neden bu kadar ağlıyor. Vah yavrum korkuyor mu? Ah canım sancısı mı var?" Gerçek: Erken doğum yapan bir anne sadece bebeğine dokunmak ve onu emzirmek istiyor! Her anne, hamileliği boyunca bebeğini kucağına almak için sabırsızlanır. Hatta kimine göre geçmez o sağa sola dönülen geceler. İşte o bekleyişin epeyce başında, öyle pat diye, aniden, plansız, kat kat endişelerle doğuma gitmektir prematüre annesi olmak. Bebeğini 35 haftalık dünyaya getiren bir anne olarak elbette şanslıydım. Daha erken doğan bebekleri düşünürsek... Ancak doğar doğmaz kollarıma alamamak, canından can olan en değerli varlığına dokunamamak ve emzirememek olsa olsa kabus olmalıydı. Yoğun bakım ünitesinin ne menem bir dünya olduğunu en çok prematüre anneleri bilir. Bazen günler, bazen haftalar, hatta aylar süren bekleyişlerin sonunda bebeklerini evlerine götürebilen anneler... Her gün günde iki kere kapısında sır...