Ana içeriğe atla

HEPİMİZ SİNDRELLA MIYIZ, YOKSA?..

Kaç kadın gece 12.00’den sonra tek başına sokağa çıkmaya cesaret ediyor? Çıkabilenler neler yaşıyor? Çıkmak zorunda kalanlar başları önlerinde, hızlı adımlarla neyin telaşı ve korkusunu atmaya çalışıyorlar hızlı çarpan yüreklerinden...

Kadına karşı şiddet ev içi ve iş dışında sokaklarda da sürüyor. Sokaklar sadece geceleri değil gündüzleri de tehlikeli kadınlar için. Ama kadınların sokağa çıkma cesaretleri her geçen gün azalıyor ve kadın eve hapsoluyor.

Sadece laf atma ya da fiziksel cinsel taciz değil, kadın son dönemin kap-kaç, darp ve tecavüz mağduru... Hal böyle olunca kadın en güvenli olduğunu düşündüğü yerde, evinde oturuyor ve sokağa çıkmak onun için tehlikeden başka bir şeyi ifade etmiyor. Ancak birçok ev de kadın için sokak kadar tehlikeli bir hal aldı.

“BİR KADININ GECE VAKTİ SOKAKTA TEK BAŞINA NE İŞİ VAR?!”
Aile içi şiddet, kadının sağlık hakkı, iş yaşamında kadının yaşadığı sorunlar, seçme ve seçilme hakkının gerçek anlamda kullanımı, ekonomik haklar derken kadının yaşamın her alanında zorlu bir mücadele verdiğini gözlemliyoruz. Ancak giderek alışılagelen bir hale dönüşen “bir kadının akşam vakti tek başına sokakta ne işi var” öğretisi adeta başta ailedeki kadınlar tarafından yetişen kız çocuklarına empoze ediliyor ve belki de kadın kendince bir önlem alıyor. Ancak atlanan en önemli nokta tehlikeyi yaratan unsurların sokakta kadın olmasa da var olması. Önlemler alınmazsa eve kapanan kadın da güvende olmayacak ve kadın en önemli hakkı olan “yaşam hakkı”ndan sürekli feragat edecek.

8 MART GECESİ TÜNEL MEYDANINDA KADINLAR VARDI AMA...
Bu yıl, 6 Mart'ta Kadıköy'de yapılan 8 Mart mitingi ve 8 Mart Pazartesi akşamı, Taksim Meydanı'ndan Galatasaray'a kadar yapılan geleneksel feminist gece yürüyüşü, hiç olmadığı kadar coşkulu oldu. Özellikle kadınların gece vakti tünel meydanında hep birlikte dans ederek eğlenmesi bir çeşit “meydan okumaydı”. Tek başına ele alınamayan özgürlük toplu olarak bir geceliğine elde edildi. Toplu halde eğlenen kadın grubuna kimse rahatsızlık veremedi.

Ama bu sevindirici tören sadece bir günlüktü. Ertesi gece aynı yerde tek başına bir kadın yine koşturuyordu, kadın olduğunu topuğuna değil parmak ucuna basarak ve saçlarını montunun başlığına gizleyerek acilen çağırılan bir taksiyle örtpas etmekten başka çaresi de yoktu...

Tüm 8 Mart kutlamalarının yılın diğer günleri de ciddiye alınması dileklerimizle...

Yasemin Yılmaz 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MUTLU VE BAŞARILI BİR OKUL HAYATI MÜMKÜN

14 yıldır devlet okulları ve özel okullarda, eğitim sisteminin müfredat çıkmazına kendini kaptırmadan yepyeni çözümler getirebilmiş cesur bir eğitimci Filiz Yıldırım... Farklı ve “verimli” bir eğitim sistemi oluşturan ve bunu sadece okul öğretimine değil hayatın kendisine uyarlayan bir ekol adeta... Kendisi ile eğitim sistemini ve anne-babaların çocuklarına nasıl yaklaşması gerektiğini konuştuk. - Uzun yıllar devlet lisesi, özel okul ve dershane gibi çeşitli eğitim kurumlarında eğitimcilik yaptınız. Bu süreçte, eğitim sisteminde ve kullanılan yöntemlerde ne gibi eksik ve yanlışlara tanık oldunuz? Belli cümleler var. Ezber cümleler... Onların üzerinden gideyim. Birincisi ve en büyük yanlış: “Her çocuk aynı şekilde öğrenir!” Yani öğretmen; “Zeki çocuk vardır, zekası geri çocuk vardır. Bir öğretmen dersi işler, konuyu kendi yöntemleri ile anlatır. Zeki olan anlar ve sınavdan 100 alır ama diğer öğrenci kadar zeki olmayanlar düşük puan alır. Düşük not alanların daha çok çalışması lazım”...

ÇOCUĞUNUZA MATEMATİĞİ SEVDİRİN

Matematik sadece çocukların değil, biz yetişkinlerin de çoğunun sevemediği ya da zor bulduğu bir kavram. Okul yaşamında da en çok sıkıntı yaratan derslerin başında geliyor. Bu önemli ama bir o kadar zor konuya çocuğunuzu okul öncesi hatta bebeklik döneminden itibaren hazırlamanız ve matematiği sevmesinde pay sahibi olmanız mümkün. Okul öncesi dönemde matematik kavramının nasıl geliştiğini, alıştırma ve oyunları ve kaynak olarak kullanabiliceğiniz kitapları bu yazıda bulabilirsiniz. OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞU VE MATEMATİK Çocuğun matematik kavramını nasıl algıladığı, matematik kavramının ne zamandan itibaren öğrenilmeye başladığı ve matematik zekâsının gelişimi için sağlanabilecek destekler hakkında bilgileri Gazi Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Anahilim Dalı’ndan Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı Neslihan Avcı ve Hale Dere veriyor.. Matematikle tanışma doğumla başlamaktadır. Bebeklikte nesne devamlılığının kazanılmaya ve basit düzeyde neden-sonuç ilişkiler...

BEBEK DOĞUMDA HER TÜRLÜ ÖZENİ HAK EDER

Doğum bir hayatın başlangıcı. Birçoğumuza göre çok kutsal, bazılarına göre acılı ve sancılı bir süreç. Ancak doğum anımız yaşamımızı etkileyebilecek kadar önemli. Doğum travması ve etkilerini, önlemek için alınması gereken tedbirleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Çoker anlattı. Normal ve kolay bir doğumun sanıldığı gibi bebek için büyük bir travma olduğunu hiç düşünmüyorum. Doğum başladıktan sonra artan kasılmalarla bebekler doğum kanalına doğru itilirler. Bebeğin başı rahim ağzına baskı yaparak açılmasını sağlar. Bebekler elbette bu baskıyı hisseder. Hissederler ama travma olarak algılamazlar. Çünkü bu duygu bildikleri bir duygudur. Doğumun son haftalarında gebelerde hazırlık kasılmaları dediğimiz ve günde 8-10 kere hissedilen kasılmalar oluşur. Bu kasılmaların rahmi doğuma hazırladığı hep anlatılır. Ama bir diğer bakış açısıyla aslında bebeği de yaşayacağı yolculuğa hazırlar. Bebek bu ilk gelen kasılmalarla farklı şeyler hisseder ama zamanla bu kasılmaların zarar v...