23 Temmuz 2013 Salı

BEBEK DOĞUMDA HER TÜRLÜ ÖZENİ HAK EDER

Doğum bir hayatın başlangıcı. Birçoğumuza göre çok kutsal, bazılarına göre acılı ve sancılı bir süreç. Ancak doğum anımız yaşamımızı etkileyebilecek kadar önemli. Doğum travması ve etkilerini, önlemek için alınması gereken tedbirleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Çoker anlattı.

Normal ve kolay bir doğumun sanıldığı gibi bebek için büyük bir travma olduğunu hiç düşünmüyorum. Doğum başladıktan sonra artan kasılmalarla bebekler doğum kanalına doğru itilirler. Bebeğin başı rahim ağzına baskı yaparak açılmasını sağlar. Bebekler elbette bu baskıyı hisseder. Hissederler ama travma olarak algılamazlar. Çünkü bu duygu bildikleri bir duygudur. Doğumun son haftalarında gebelerde hazırlık kasılmaları dediğimiz ve günde 8-10 kere hissedilen kasılmalar oluşur. Bu kasılmaların rahmi doğuma hazırladığı hep anlatılır. Ama bir diğer bakış açısıyla aslında bebeği de yaşayacağı yolculuğa hazırlar. Bebek bu ilk gelen kasılmalarla farklı şeyler hisseder ama zamanla bu kasılmaların zarar vermediğini görür ve bu kasılmaları rahat karşılar. Artık kasılmalar sırasında bile güvende olduğunu bilir.

BEBEĞİN GÜVEN KAPISI KORDONDUR

Açılma dönemi bitip bebek rahim kanalından aşağıya doğru kaydığında hissettiği basınç değişimleri onu aslında dış dünyaya hazırlamaktadır. Ama sanıldığının aksine nefes darlığı, sıkışma hissi yoktur. Çünkü onun güven kapısı kordondur. Gerekli besin ve oksijen kordondan gelmektedir. Kordon hala karın içinde serbesttir. Bu yüzden bebekler doğum kanalında ne kadar kalırsa kalsın, kordondaki kan akımı bozulmadığı sürece güvendedirler.

Eğer bebekler sakin bir ortamda doğarlar, doğar doğmaz bebek dostu felsefelerle karşılanırlar (spotlar kapalı, gürültü yok, baş aşağı tutulma yok, ağlasın diye darbe yok, sert bezlerle cildi silmek yok vb.) ve doğar doğmaz anne kucağı ile buluşturulurlarsa doğum travmasından bahsetmek mümkün değildir. Bebekler doğum anında her şeyin farkındadırlar. Anne karnında başlayan kayıtları doğum anında en yüksek seviyeye ulaşır. Bu yüzden bebeklere doğumda bu gerçeğe göre yaklaşarak ihtiyaçlarına cevap verecek ortamlar hazırlanmalıdır.

DOĞUM TRAVMASI BEBEĞİ NASIL ETKİLER?

Bebekler için doğum travmasından iki şekilde bahsedebiliriz. Bunların ilkinde mekanik bir sorun vardır. Bebek oksijensiz kalır, gerekli müdahaleler geç yapılırsa bu durum elbette bebeğin kayıtlarına geçecektir. Veya zor bir doğumda bebeğin çekilmesi için aşırı bir güç uygulanırsa yine bunu bebekler hatırlayacaktır. Diğer travma ise doğum ortamlarında anne ve bebek buluşmasına gerekli özenin gösterilmediği durumlardır. Doğum büyük bir gürültü ve panik ortamında gerçekleşir. Anne aşırı stres ve korku içindedir. Sağlık personeli panik içindedir. Bu ortamda doğan bebek ani ve sert darbelerle çekiştirilir, ilk defa yerçekimi ile karşılaşır ve kordonu derhal kesilerek anneden uzaklaştırılır. Eskiden baş aşağı tutulur ve ayaklarından sert darbelerle vurulurdu.) Evet bu bebek için travmaydı. Ama neyse ki bu uygulamalar artık yapılmıyor. Bebek bakım ünitesinde aşırı parlak ışıklar altına yatırılır, nefes yolunun temizlenmesi amacıyla boğazına ince hortumlar sokulur, onun cildi için sert denecek bezlerle silinir. Ve en travmatik olanı da tanıdığı bir ses olmamasıdır. Çevresindeki her şey ve herkes yabancıdır. İşte bu belki de onun için en büyük travmadır.

BEBEK DOĞUM ANINI ÇOK İYİ ALGILAR

Yapılan hipnoz çalışmalarının birçoğunda doğum anlarına dönüş sağlanabilmektedir. Bu çalışmalardan toplanan bilgilerde bebeklerin doğum ortamlarını ne kadar iyi algıladıkları ortaya çıkar. Bebekler huzurlu bir ortamla, panik bir ortam arasındaki farkı bilirler. Bunun yanında aşırı ışık ve gürültüden rahatsız olurlar. Ve en önemlisi doğum

BEBEĞE SAYGILI DOĞUM HAYATA DAHA YUMUŞAK BİR GEÇİŞ SAĞLAR

Evet, bazı doğumlarda zorluk yaşanabilir. Vakum uygulanabilir. Acil durumlar olabilir. Ancak her türlü doğumda bebeğe saygılı doğum felsefelerine dikkat edilebilirse, bebeklerin bu acil durumları çok daha güvenle karşılaması ve hayata çok daha yumuşak bir geçiş yapması sağlanabilir.

ANNE DOĞUMDAN KORKMAMALI!
Sağlıklı bir doğumun sırrı anne ve bebeğe saygılı doğum felsefelerinden geçer. Öncelikle anne doğum konusunda kendisini eğitmeli ve doğumun gücüne inanmalıdır. Doğumdan korkmamalıdır. Aynı şekilde hizmet eden sağlık personelinin de doğuma inanması ve doğumda ne olursa olsun sakin davranmayı bilmesi gerekir. Ve doğum anında gürültünün yerini sakinlik, güven ve saygı almalıdır. Bebeği rahatsız edecek spotlar kapatılmalıdır. Bu ortamda doğan bebekler, doğar doğmaz refleks olarak ağlarlar. Ama ikinci ağlama “Annem nerede?” ağlamasıdır. İşte bu anda kordonu kesilmeden anne kucağına bırakılan bebeklerde hep aynı ortak davranışı gözlemliyoruz. Bu bebekler anne kucağına gelir gelmez annenin sevgi dolu kolları bebeğin üstüne kapanır. Şahane bir kuvöz ortamı yaratılmıştır. Bebek annenin tanıdık kalp atışlarını duyar. Alıştığı sesine doğru başını kaldırır. Ve sonrasında güven içinde kendini bu sevgi dolu sıcaklığa bırakır. Ağlaması birden kesilir. Sağlıklı bir şekilde nefes almaya devam eder. Kordon henüz kesilmediğinden akciğerlerden nefes almaya alışana dek güvenli oksijen akışı devam eder.

Doğum ekibi de bu ortama saygılıdır. Aşırı gürültü yapmazlar. Hatta bir adım geri çekilerek anne ve bebeğin bu kutsal buluşmasına saygıyla yaklaşırlar. Anne ve bebeğinin tanışarak bağ kurmalarına izin verirler. Tıbbi bir zorunluluk olmadıkça bebekleri sevgi dolu bu güvenli anne kucağından almazlar.

Bebekler doğumda her şeyin farkındadırlar ve huzurlu bir doğum için her türlü özeni hak ederler.

sonrasında yumuşak ses tonları onları rahatlatır ve güven verir. Hele bir de bu ses tanıdık bir ses olursa doğumda yaşayabileceği birçok şey artık onun içi travma olmaktan çıkabilecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu